İman, Ümitvar Olmayı Kazandırır
İman, Kadere Teslimiyet Kazandırır
İman, Neşe Kazandırır
İman, Güç Kazandırır
İman, Şevk Kazandırır
İman, Fiziksel Güzellik ve Sağlık Kazandırır
İman, Hikmetle Bakan Bir İç Göz Kazandırır
Allah'ın İnananlara Vaadi
İMAN ÜMİTVAR OLMAYI KAZANDIRIR

Ümit etmek Kuran'da müminlerin önemli bir vasfı olarak belirtilmiştir. Ümitvar olmak aynı zamanda kişinin imanının da bir göstergesidir. İnsan imanı ölçüsünde Allah'tan umut eder, O'nun rahmetine ve sonsuz nimetlerine kavuşmak için büyük bir özlem duyar. Çünkü Allah iman edenlere hem bu dünyada hem de ahirette çok büyük güzellikler vaat etmiştir. Kişi de Allah'a olan güveni, yakınlığı, teslimiyeti ve samimiyeti derecesinde bu nimetlere kavuşmayı ümit eder. Her olayın yalnızca Allah'ın dilemesi ile gerçekleştiğini bildiği için hiçbir konuda üzüntüye, karamsarlığa ve ümitsizliğe düşmez. Allah'ın müminlerin dualarına icabet ettiğini bildiği için, en kötü görünen bir olayın bile imtihan ortamının bir parçası olduğundan ve eninde sonunda müminler için mutlaka hayra dönüşeceğinden kuşku duymaz.

Müminin Allah'a teslimiyetini geliştiren bir unsur da Allah'ın "Vedud" sıfatını düşünmektir. Allah'ın bu sıfatı "Çok Seven" anlamına gelir. İnsanı yaratan, onu rızıklandıran, sevdiği herşeyi ona veren, güldüren, görebilmesini, işitebilmesini, düşünebilmesini sağlayan, dua ettiği zaman dualarını işitip kabul eden ve ona daha birçok nimetler veren Allah'tır.

Allah insanlar için en güzel renklerde, en güzel tatlarda yiyecek ve içecekleri yaratandır. Çileği, muzu, eriği, portakalı, karpuzu, kavunu, domatesi, havucu, biberi, mısırı, dondurma ya da çikolata çeşitlerini ve insanlara zevk veren daha binlerce lezzeti Allah yaratmaktadır. Bunların yanında Allah insanların hoşuna giden hayvanları, bitkileri, ağaçları, denizi, kumsalları, spor türlerini, müzik çeşitlerini, izleyip beğendiği filmleri, hoşlandığı arabaları ve burada saymakla bitirilemeyecek bütün güzellikleri de yaratmıştır.

Etrafımızda olan-biten herşey Allah'ın "Ol" demesiyle gerçekleşir. Karşımıza çıkan her görüntü Allah'ın dilemesiyle yaratılır. Hiçbir şey başıboş ve kendi haline bırakılmış değildir. Herşey Allah'ın belirlediği bir kader üzere yaratılır.

Bunun bilincinde olan bir mümin, en olumsuz şartlarda, en sıkıntılı gibi görünen durumlarda bile Allah'ın rahmetinden ve yardımından ümidini kesmez. Zorluklara sabreden, Allah'tan umudunu kesmeyen ve hiçbir şartta Allah'ın hükümlerinden taviz vermeyen insanlar hem dünyada hem de ahirette müjdelenmişlerdir.


Kuran'da müminlerin sürekli Allah'tan umut eden bir ruh hali içinde olduklarını görürüz. Gerçekten de samimi olarak iman eden bir kimse Rabbimiz'i Kuran'da tarif edildiği gibi tanıyıp takdir eder ve bunun sonucunda, Allah'ın kendi üzerindeki rahmetini ve nimetini fark eder. O'nun müminlerin dostu ve yardımcısı olduğunu, onlara karşı sonsuz şefkatli ve merhametli olduğunu, Allah'ın salih kullarını hem bu dünyada hem de ahirette büyük bir mükafatla müjdelediğini ve Allah'ın kesinlikle vaadinden dönmeyeceğini bilir. O'nun kendisi için hep hayırlı ve güzel olanı dilediğini, kendisine rahmet ve hidayet kapılarını açtığını, önüne sayısız ecir fırsatları serdiğini görür.

İşte, böyle bir bilince sahip olan mümin Rabbimiz'e karşı sürekli ümitvar bir tutum içinde olur, dünyada da ahirette de herşeyin en güzelini ve en hayırlısını Allah'tan umut eder. Kuran'ın pek çok ayetinde Allah'ın müminlere dünyada ve ahirette güzel bir karşılık vereceğinin bildirildiğini görürüz. Allah iman edenlere Kendi fazl ihsan ve rahmetini vereceğini bazı ayetlerinde şöyle müjdelemiştir:

İman edip salih amellerde bulunanlar ise; Biz şüphesiz onların kötülüklerini örteceğiz ve şüphesiz yaptıklarının en güzeliyle karşılık vereceğiz. (Ankebut Suresi, 7)

O, iman edip salih amellerde bulunanlara icabet eder ve onlara Kendi fazlından arttırır. Kafirlere gelince; onlara şiddetli bir azap vardır. (Şura Suresi, 26)

Şeytan, sizi fakirlikle korkutuyor ve size çirkin -hayasızlığı emrediyor. Allah ise, size Kendisi'nden bağışlama ve bol ihsan (fazl) vaat ediyor. Allah geniş olandır, bilendir. (Bakara Suresi, 268)

Müminlerin duaları ve talepleri de umut doludur. Ayette bildirildiği gibi onlar, "... Rablerine korku ve umutla dua ederler..." (Secde Suresi, 16). Zaten dua etmek başlı başına bir ibadet olduğu gibi, müminin Allah'a karşı ümitvar tavrının da bir göstergesidir. Mümin Rabbimiz'in kendisine icabet edeceğinin ümidini taşıyarak dua eder.